Havza Haber Ajansı’nın aktardığına göre, özellikle bu gecelerde ülke genelindeki sokaklarda İslam İnkılabı'nı ve iki imamdan kalan mirası savunmak için bilinçli ve basiret sahibi bir milletin art arda büyük destanlar yazdığına tanık oluyoruz. Bu toplantılar ve yürüyüşler hem imamımıza ve yeni rehberimize bağlılık tazeleme niteliği taşıyor hem de şehit olan rehberimizin yasını tutarken intikam duygusunun izlerini barındırıyor. Bize her şeyden önce izzet ve özgürlük dersini veren o imam ve rehber, sonunda bu milletin kutsal hedefleri ve idealleri uğruna Allah yolunda şehadet gibi en büyük arzusuna kavuştu. Şimdi onun tertemiz ruhu şahit ve gözlemci olarak görüyor ki, ayağa kalkmış ve adeta yeniden dirilmiş bir millet, küfür ve nifak dünyasının tamamına karşı durarak bu hak ile batıl mücadelesinde imanî onurunu ve haysiyetini savunmaktadır.
İran Halkının Gücünün Dünyaya İletilmesi
Siyasi analist, yazar ve araştırmacı Dr. Ali Dadver, iki haftadan uzun süredir ülkenin farklı şehirlerinde insanların, gece yürüyüşlerine geniş katılım gösterdiğini belirterek şöyle dedi: “Bu katılım yalnızca düşmanın saldırıları ve tehditlerine karşı duygusal bir tepki değil; aynı zamanda İran İslam Cumhuriyeti’nin onurlu ve cesur halkının yüksek toplumsal dayanışmasının ve ulusal birlikteliğinin açık bir göstergesidir.”
Dr. Dadver sözlerine şöyle devam etti: “Doğal olarak farklı yaş ve cinsiyetlerden geniş kitleler şehirlerin ana caddeleri ve meydanlarında toplandığında, bu durum hem iç kamuoyuna hem de dış dünyaya açık bir mesaj verir: Millet birlik içindedir ve baskı ile tehditler karşısında direnmektedir. Öte yandan bu dayanışma, iç kurumlara olan güveni ve ortak sorumluluk duygusunu güçlendirirken toplumda direniş kültürünü ve genel farkındalığı da pekiştirir.”
Sokaklarda Halkın Geniş Katılımı ve Birkaç Önemli Mesaj
Dr. Ali Dadver şunları söyledi: “Bu noktada önemli olan husus, bu yürüyüşlere ait görüntü ve haberlerin hem iç hem de dış medyada geniş yankı bulmuş olması ve önemli mesajlar iletmesidir. Bir yandan saldırgan Amerikan ve Siyonist düşmanlara halkın direnişe hazır olduğu uyarısını verirken, diğer yandan yönetimin iç meşruiyetini ve savunma politikalarını güçlendirmektedir. Bunun yanı sıra, insanların bu gece toplantılarına aktif katılımı topluma aidiyet duygusunu ve sivil sorumluluk bilincini artırmakta, vatandaşları güvenlik ve savunma konularında daha duyarlı ve daha uyanık hâle getirmektedir.”
Dr. Dadver şöyle devam etti: “Bölgedeki mevcut koşullar ve uluslararası baskıların yoğunluğu göz önüne alındığında, gece yürüyüşleri artık sadece bir sokak buluşması değildir; onlar direnişin, ulusal birliğin ve geleceğe dair umudun canlı sembolleridir. Ayrıca politikacılar ve güvenlik kurumları için de toplumun yüksek düzeydeki kamu desteğini ve krizlerle başa çıkma kapasitesini göstermektedir. Bu nedenle halkın bu yürüyüşlerdeki varlığı sadece toplumsal ve siyasi bir eylem değil aynı zamanda ülkenin dayanışmasını, direncini ve onurunu yansıtan güçlü bir ulusal mesajdır.”
Kahraman Bir Milletin Tahakküm Sistemine Karşı Mücadelesi
Gazeteci ve kültürel aktivist Hüseyin Hucegi de bu gecelerde halkın askerlerin yanında mücadele etme sorumluluğuna sahip olduğunu vurgulayarak şöyle dedi: “Gerçekten de bu konuda şimdiye kadar çok iyi bir performans sergilediler. Bu kez insanların sokaklara çıkması, kargaşa çıkaranlarla mücadele etmek için değildi. Yas tutmak için değildi, intikam almak için değildi, elbette bunların hepsi vardı ve olabilir, ancak mesele sadece bunlar değildir. Yüzeysel bir bakış, halkın bu varlığını sadece vatanı savunmak, silahlı kuvvetlere destek olmak ya da kargaşa planlarını boşa çıkarmak olarak görebilir. Fakat dikkatle bakıldığında olayın bundan çok daha öte olduğu anlaşılır.”
Ardından sözlerine şöyle devam etti: “Eğer İran’ın coğrafyasının biraz ötesine geniş bir perspektifle bakarsak, dünya tarihinin ve coğrafyasının genişliğini hesaba katarsak görürüz ki İran halkı yeniden İslam İnkılabı’nın ruhunu canlandırmıştır. Onlar bir kez daha askeri teçhizattan önce tahakküm sistemini mücadeleye davet etmişlerdir. Tıpkı bu ruhun 1979 Şubatı'nda çağrılması ve 2500 yıllık şah monarşisinin mantığını yıkarak halk ve İlahi temelli yeni bir düzen kurması gibi.”
İslam İnkılabı’nın Ruhu ve Yeni Bir Düzen Beklentisi
Hucegi şöyle devam etti: “Şimdi aynı ruh İran halkını yeniden sahaya getirmiştir ve bu günlerde ve gecelerde sokakları doldurmaktadır. Halkın ayakları altında bölgedeki gerici rejimler ve hatta mevcut düzen sarsılmaktadır. İslam İnkılabı’nın ruhu bölgenin üzerinde dolaşmakta ve bölgenin cansız halklarını yeni bir düzende yaşamaya çağırmaktadır.”
Hucegi şunları kaydetti: “Elbette füze ve insansız hava araçları önemlidir. Amerika’nın üslerinin fiziki olarak ortadan kaldırılması ve İsrail’in yok edilmesi önemlidir. Ancak bu tarihî mücadelede donanım ve askeri araçlar birer araçtır; asıl hedef ise önce yeni bir toplumsal düzenin, ardından yeni bir siyasi ve güvenlik düzeninin kurulmasıdır. Bu bakış açısıyla aslında halkın silahlı kuvvetleri desteklediği söylenemez; tam tersine silahlı kuvvetler İran milletinin tarihî mücadelesinin önündeki engelleri kaldırmaktadır. Bu engeller ortadan kalktığında İslam İnkılabı’nın ruhu bölgedeki sömürgeci‑despotik düzeni meydan okumaya çağırabilir, Batı Asya’daki inançlı insanı uyandırabilir ve yeni bir toplumsal yapı oluşturmasına zemin hazırlayabilir.”
Bunların Hepsi İran İslam İnkılabı’nın Bereketlerindendir
Ayrıca Hucegi şöyle dedi: “İslam İnkılabı’ndan sonra 1979’da bu ruhla mücadele etmek için İran’a karşı sekiz yıl süren dayatılmış savaş başlatıldı. Gerici ve otoriter rejimler, sağ ve sol sömürgeci güçlerle birlikte sekiz yıl savaştı ki bu ruhu bir kafese hapsedebilsinler! Kutsal Savunma’nın sona ermesinin ardından ise bu kızgın ruhun soğuyup sönmesi için çeşitli kültürel, toplumsal ve ekonomik saldırılar başlatıldı.”
Hucegi sözlerine şöyle devam etti: “Bölgede de güvenlik mimarileri ve çeşitli savaşlar aracılığıyla aynı hedef takip edildi. Bölgedeki Müslüman halklarda uyanmaya başlayan bu ruhla mücadele etmek için askeri seferler düzenlediler, DEAŞ gibi aşırıcı güçler oluşturuldu, hükümetlere karşı devrim karşıtı hareketler güçlendirildi. Ancak şimdi İnkılap Rehberi’nin Hüseyinvarî şehadetiyle İran halkı ve hatta bölgedeki birçok Müslüman kendisini zaman ve mekânın ötesinde, Aşura ve Kerbela’da görmektedir.”
Aşura Ruhuna Sahip İran Milleti Teslim Olmaz
Gazeteci sözlerinin sonunda şöyle dedi: “İmam Hüseyin’in (a.s.) kutsal kıyamı, İslam ümmeti içinde despotik krallık düzeninin kök salmasına izin vermedi ve yeni bir düzen oluşturdu. Bugün İran halkı, dünyadaki en kötü güçlerin temsil ettiği hâkimiyet sisteminin baskıları karşısında onların düzenini kabul etmek istemiyor. Onlar Seyyidü’ş‑Şüheda’ya (a.s.) uymuş, zulüm karşısında baş eğmemiş ve İslam ümmetini ıslah etmeyi hedeflemişlerdir. Biz de bu hareketin ardından bölgede istibdat ve sömürgeciliğin olmadığı, insanlık ve İslam temellerine dayanan bir düzen kurabileceğimize dair büyük umut taşıyoruz.”
Rapor: Seyyid Muhammed Mehdi Musevi
yorumunuz